ÜST HAKKI VE VERGİ İLİŞKİSİ
I- GİRİŞ
Hak, hukukun tanıdığı ve koruduğu bir yetkidir. Hak içinde bir çıkar saklıdır,
hukuk bu çıkarı korur. Hakkın özü çıkardır. Ama bu çıkar hukuk tarafından
konursa hak olur, korunmazsa hak niteliği taşımaz. Diğer bir anlatımla
korunmayan çıkar hak değildir. Medeni Kanunumuz “üst hakkı” adıyla bir çıkarı
koruma altına almıştır. Üst hakkı bir taşınmazın altında ya da üstünde bir
taşınmaz yapma hakkıdır.
Taşınmaz hakları arazi, arsa ve madenler tapu siciline kaydedilir ve böylece
hukuki koruma altına alınır. Taşınmaz mülkiyetinin edinilmesi, elden çıkarılması
hukuki kurallara bağlanmıştır. Taşınmaz ya kamuya aittir ya gerçek kişiye ya da
tüzel kişilere aittir. Her iki kişiliğinde taşınmazları birbirinden farklı
hukuki kurallara bağlanmıştır. Bu çalışmamızda sadece kamu taşınmazları
dışındaki gerçek ve tüzel kişilere ait taşınmazlar ele alınmıştır. Bu haklara
hukuk dilinde özel haklarda denir.
Üst hakkı özel bir haktır, devredilebilir, geçici olarak kullanma hakkı
kiralanabilir, satılabilir.
Üst hakkı başkasına geçici olarak kullanılmak üzere kiralanması halinde bu hak
irtifak hakkına dönüşebilir.
İşletmeler faaliyet alanına giren bir kısım işlemler için “üst hakkı”ndan
yararlanma gereği duymaktadırlar. Ancak bu haktan yararlanan işletmeler vergisel
açıdan açık-seçik bir açıklama bulunmadığı için ve üst hakkının
muhasebeleştirilmesinde de Tek Düzen Muhasebe sistemi açıklamalarında açık-seçik
bu hakka ayrıca yer verilmediği için haklı olarak tereddüde düşmektedirler. İşte
biz de bize bu konuda sıkça sorulan bu tereddütleri çalışma konusu yaparak
oluşan tereddütleri gidermeye çalıştık.
II- ÜST HAKKI KAVRAMI
Hukuk sözlüğü üst hakkını “Bir kimseye, başkasına ait arazideki yapım maliki
olma yetkisini veren bir irtifak hakkı, malikin üçüncü kişi lehine arsasının
üstünde veya altında inşaat yapma veya mevcut inşaatı koruma (ona sahip olma)
yetkisi veren irtifak hakkı” diye tanımlamıştır(1). Üst hakkını hukuk sözlüğü
bir “irtifak hakkı” olarak görmektedir. Yine hukuk sözlüğü irtifak hakkını “Bir
taşınmaz üzerinde, bir kullanma ve yararlanmaya rıza göstermeyi yahut mülkiyete
özgü bazı hakların kullanılmasından kaçınmayı gerektiren ve diğer bir taşınmaz
veya kişi yararına ayni hak olarak kurulan hukuki işlem, örneğin bir taşınmazın
altından geçirilen petrol boru hattı (veya üstten geçirilen yüksek gerilim
elektrik hattı) hat sahibi lehine tanınan (taşınmaz malikinin mülkiyet hakkını
sınırlayan) hak” olarak tanımlanmıştır(2).
Hem “üst hakkı”, hem de “irtifak hakkı” Türk Medeni Kanunu’nda hukuki bir kural
ve norma bağlanmıştır. Çalışma konumuz sadece “üst hakkı” olduğu için, sadece
onun hukuksal yapısı üzerinde durmak istiyoruz.
Medeni Kanun’a göre üst hakkı bir taşınmaz maliki, üçüncü kişi lehine arazinin
altında veya üstünde yapı yapmak veya mevcut bir yapıyı muhafaza etmek yetkisi
veren bir irtifak hakkı kurulabilir. Aksi kararlaştırılmış olmadıkça bu hak
devredilebilir ve mirasçılara geçer. Üst hakkı, bağımsız ve sürekli nitelikte
ise üst hakkı sahibinin istemi üzerine tapu kütüğüne taşınmaz olarak
kaydedilebilir. En az otuz yıl için kurulan üst hakkı, sürekli nitelik taşır
(TMK md. 826).
Hem hukuk sözlüklerinde geçen, hem de Türk Medeni Kanunu’nda geçen “taşınmaz”
sözcüğünün hukuki anlamı ise (TMK md. 704);
1- Arazi,
2- Tapu kütüğünde aynı sayfaya kaydedilen bağımsız ve sürekli haklar,
3- Kat mülkiyet kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümlerden ibarettir.
Bu açıklamadan çıkan sonuca göre bir “taşınmaz üst hakkı”nın tapuda bir sayfaya
kaydedilmesi ve süreklilik taşıması gerekmektedir.
Üst haklarına muhasebe açısından bakacak olursak, maddi olmayan duran varlıklar
arasına katılabilmeleri olanaklıysa da Tek Düzen Hesap Planında benzeri
değerlere yer verilen ne “260 Haklar” hesabında ne de “264 Özel Maliyetler”
hesabından içerik açısından çok farklı hukuksal yapıya sahip olduğu için
herhangi birisine dahil edilmesi olanaklı değildir.
Haklar hesabının içerik açıklamalarında yer alan ekonomik değerlerin üst hak
kavramına yaklaşan bir açıklamasına yer verilmediği saptanmaktadır. Keza aynı
saptama “özel maliyetler” içinde geçerlidir. Aktifleştirilmelerinde “267 Diğer
Maddi Olmayan Duran Varlıklar” içinde yer almaları bize göre daha doğru
olacaktır.
III- ÜST HAKKININ VERGİ İLİŞKİSİ
Olayımızda bir taşınmazın mülkiyet hakkı sahibinde kalmak koşuluyla bir
başkasına bir bedel karşılığında kullanma hakkının geçici olarak ya da sürekli
olarak devredilmesi ve bunun da tapu kaydına geçirilmesi söz konusudur. Kullanma
hakkını devralan kişi vergisel açıdan bu hakkı ekonomik değerleri arasına
alırken “hangi değerle” kaydetmelidir. Kaydedeceği değer “yıllık kira” bedeli
olabileceği gibi, taşınmaz üzerine yapılan tesis ya da bina maliyeti olabilir.
Sadece kira bedeli ise ve peşin ödenmiş ise kullanma süresi dikkate alınarak,
her yıla isabet eden kira tutarı o dönemin gelirinden indirilecek bir gider
olarak kayda alınabilecektir. Eğer kiralanan taşınmaza, bir taşınmaz eklenecek
ise yapılacak taşınmaz “maliyet değeri” ile aktifleştirilerek amortismana tabi
tutulacaktır (VUK md. 269). Yapılan taşınmaz eğer yabancı para üzerinden kredili
yapılmış ise, hem kredi için ödenen faiz hem de kur farkları (işletme aleyhinde
ise) maliyete eklenecektir, kur farkı eğer gelir niteliğinde ise gelire
eklenecektir (VUK GT: 163).
Eğer kiralanan taşınmaza her yıl için kira ödenecek ise, o takdirde kira ilgili
dönemde gider yazılacak taşınmaz üzerine yapılan taşınmaz da maliyet değeriyle
aktifleşecektir. Bu arada yeni yapılan taşınmaz eğer bir yıldan daha fazla
kullanılacak ise o zaman her yıl için amortismana tabi tutulacak ve ayrılan
amortisman gider yazılacaktır. Bilindiği gibi boş arsa amortismana tabi
değildir. Ancak, taşınmazın üzerine kiralayan tarafından yapılan taşınmazlar.
Maliye Bakanlığı’nın saptayacağı oranlar üzerinden amortismana tabi olacaktır
(VUK md. 315). Maliye Bakanlığı’nın maddi olmayan duran varlıklar için
belirlemiş olduğu yüzde 6.66 oranıyla amortisman ayrılması gerekecektir (VUK GT:
383, 339, 365).
Kiracının kiralama nedeniyle vergisel yükümlülükleri böylece özetlenebilir.
Kiralayan vergi yükümlüsünün kiracıdan aldığı her ne adla olursa olsun geliri,
eğer bir işletme tarafından alınmış ise (işletme aktifine kayıtlı ise) ya ticari
kazançtır ya da kurum kazancıdır. Diğer gelirlerden hiçbir farkı yoktur. Ticari
kazanç kurum kazancı olarak vergilendirilecektir.
Kiralanan taşınmaz gerçek kişi üzerine kayıtlı ise, geliri gerçek kişinin varsa
diğer gelirleri arasında, yoksa yalnız başına gayrimenkul sermaye iradı olarak
gelir vergisine tabi olacaktır.
Ancak gelir her yıl artacak ise, artan değerin saptanması için değer artışına
tabi tutulması gerekecektir (GVK mük. md. 80/6). Pek tabii olarak değer artışı
da bir gelir sayılarak vergiye tabi olacaktır.
Üst hakkı tesisi içeriğinde “teslim” fiilini taşımakta olduğu için “hizmet”
kavramına girmektedir ve KDV’sine tabi olacaktır (KDVK md. 2).
IV- SONUÇ VE ÖNERİLER
Üst hakkı bir taşınmazın altında ya da üstünde bir taşınmaz yapımına olanak
tanıyan “irtifak” hakkıdır. Belirli bir süre ile kiraya verilebilir, süre
dolduğunda üst hakkı sonlanır ve altına veya üstüne yapılan taşınmaz kiralayana
devredilir. Üst hakkı ne özel maliyet ne de haklar kavramlarına tam olarak uyum
sağlayamadığı için muhasebe açısından “maddi olmayan duran varlıklar” arasında
“diğer maddi olmayan duran varlık” sayılması gerekmektedir. Bir yıldan fazla bir
ömre sahip olması ve taşınmaz olması nedeniyle amortismana tabi tutulması
zorunludur.
Kiralama için ödenen kira kanunen kabul edilen bir giderdir. Kiralayan bir
işletme ise aldığı kira “ticari kazanç” ya da “kurum kazancı”dır ve ona göre
vergilendirilecektir. Eğer kiralayan gerçek kişi ise, aldığı kira geliri
“gayrimenkul sermaye iradı”dır ve gelir vergisine tabi olacaktır.
Üst hakkında da “teslim” olayı söz konusu olduğu için “hizmet” gibi KDV’ye tabi
olması gerekmektedir. Üst hakkının gerek vergilendirilmesi, gerekse
muhasebeleştirilmesi karışık mevzuat nedeniyle istenmese de tereddütler
yaratmaktadır, bu nedenle hem vergisel açıdan hem de muhasebe açısından açıklık
kazandırılması tereddütlerin giderilmesi için gereklidir.
* Prof. Dr.
(1) Ejder YILMAZ, Hukuk Sözlüğü, Yetkin Yayınevi, Ankara 2004, s. 1285
(2) YILMAZ, age, s. 573
Son Güncelleme (Cuma, 26 Mart 2010 11:00)
| İlişkili Diğer İçerikler: |
|---|
|




