HACZEDİLEMEZLİKTEN FERAGAT BELGESİ VE GEÇERLİLİĞİ
Yeni Sayfa 1
Yazar:VeysiSEVİĞ*
Yaklaşım / Mart
2010 / Sayı: 207
Son zamanlarda, uygulamada borçlulardan
“haczedilmezlikten feragat” belgesi alınmasının giderek yaygınlaştığı, bu
bağlamda da özellikle icra dairelerinin borçlulara karşı, kendilerine İcra ve
İflas Kanunu’nun 83. maddesince verilen takdir hakkını borçluların aleyhine
kullanmayı tercih ettiği gözlenmektedir.
İcra ve İflas Kanunu’nun 89. maddesi uyarınca,
tahsisat ve her nevi ücretler, intifa hakları ve hasılatı, ilama müstenit
olmayan nafakalar, emekli maaşları, sigortalar veya emekli sandıkları tarafından
sağlanan gelirler, borçlu ve ailesinin geçinebilmeleri için icra müdürlüklerince
lüzumlu olarak takdir edilen miktar düşüldükten sonra haczedilebilmektedir.
Bir başka anlatımla, bir kısmı haczedilmeyecek
maaş ve ücretlerin neler olduğu Kanun’un 83. maddesinde sayılmıştır. Buna göre,
söz konusu iratların bir kısmı haczedilememektedir. Haczedilemeyen kısmın
takdiri icra müdürlüklerine aittir.
Borçlunun ve ailesinin geçinebilmesi için gerekli
(zorunlu) ücret miktarı, icra müdürü tarafından borçlunun ve ailesinin sosyal,
sağlık ve tahsil durumlarına göre takdir edilmektedir. İcra müdürü bu takdiri
kendisi yapabileceği gibi, bu konuda bilirkişiye de başvurabilir(1).
İcra ve İflas Kanunu’nun 16. maddesi uyarınca, bu
konuda itirazı olan borçlu, icra tetkik merciine başvurabilmektedir. Başvuru
süresi ise yedi gündür.
Yürürlükte
bulunan İş Kanunu’nun 35. maddesinde hükme bağlandığı üzere;
“İşçilerin aylık ücretlerinin dörtte birinden
fazlası haczedilemez veya başkasına devir ve temlik olunamaz. Ancak işçinin
bakmak zorunda olduğu aile üyeleri için hâkim tarafından takdir edilecek miktar
bu paraya dahil değildir.”
İcra müdürleri öncelikle borçlunun ücret
niteliğindeki gelirinin dörtte birini haczetme yetkisine sahiptir.
Diğer yandan, İcra ve İflas Kanunu’nun 83/a
maddesi gereği olarak aynı Yasa’nın 82.
maddesinde sayılmak suretiyle belirlenen “haczi caiz olmayan mallar ve
haklar” ile 83. maddesinde “kısmen haczi
caiz olan şeyler” olarak belirlenen iratların haczedilebileceğine
dair önceden yapılan anlaşmalar da belirlenen iratların haczedilebileceğine dair
önceden yapılan anlaşmalar da muteber yani geçerli değildir. Çünkü borçlu,
hacizden önceki dönemde, böyle bir “feragat”in (anlaşmanın) sonuçlarını
ve hacze gelindiği zaman kendisine yüklenecek yükün ağırlığını tahmin edemez.
Bundan başka, bir malın haczedilip edilemeyeceği, ancak borçlunun haciz anındaki
durumuna göre tespit olunur(2).
Son aylarda yaşanan ekonomik yetersizlikler
nedeniyle gerek finans kurumlarına ve gerekse piyasaya borçlananlardan
alacaklılar “haczedilmezlikten feragat belgesi” alarak, söz konusu
borçluların borçlarını ödememeleri halinde, bir yandan icra müdürlüklerinin
kendilerine verilen haczedilemeyecek miktarı belirleme yetkilerine müdahale
etmekte, diğer yandan da borçlu konumunda olanların günlük yaşamlarını
sürdürebilme olanaklarını ortadan kaldırmaktadır.
Örneğin bir borçlunun ücreti hacizli olsa bile
icra dairelerince muhatap işverenlere gönderilen yazılarda “borçlunun almakta
olduğu maaşının muvafakatine binaen maaşında haciz olsa dahi haczine karar”
verildiği bildirilmektedir.
İcra müdürlüklerince ilgili kurum ve kuruluşlara
gönderilen bu tür yazılarda, ayrıca gerekli işlemin yapılmaması halinde muhataba
İcra ve İflas Kanunu’nun ilgili hükümlerinin uygulanacağı bildirilmektedir.
İcra ve İflas Kanunu’nun 355. maddesi uyarınca;
“Devlet işlerinde veya hususi
müesseselerinde bulunan borçlu memur veya müstahdemlerin maaş ve ücretlerinden
kesilmesi için icra dairelerinden yapılacak tebligatın kanuni muhatapları,
haczin icra edildiğini ve borçlunun maaş ve ücreti miktarını nihayet bir hafta
içinde bildirmeye ve borç bitinceye kadar icra dairesinin tebligatı mucibince
haczedilen miktarı tevkif edip hemen daireye göndermeye mecburdur.
Memurun maaş, ücret
veya memuriyetinde yahut başka bir şubeden maaş almaya mucip olacak surette vuku
bulacak tebeddülleri (değişmeleri) ve hizmetine nihayet verildiği takdirde bu
keyfiyeti de mal memuru veya daire amiri yahut hususi (özel) müesseselerin
kanuni muhatapları derhal icra dairesine bildirmeye ve ikinci halde haciz
muamelelerinden o şube veya amirini haberdar etmeye mecburdurlar.”
Kendilerine icra müdürlüklerince gönderilen haciz
uygulamalarına yönelik bildirimlere riayet etmeyenlere, kesmedikleri veya ilk
vasıta ile göndermedikleri para ayrıca mahkemeden hüküm alınmasına hacet
kalmaksızın icra dairesince maaşlarından veya sair mallarından alınmaktadır.
Diğer yandan, İcra ve İflas Kanunu’nun 357.
maddesi uyarınca da icra dairesince yasa hükümlerine göre yapılan tebliğ ve
emirleri yerine getirmeyenler hakkında cumhuriyet savcılıkları tarafından
doğrudan doğruya soruşturma açabilmektedirler. Bu durum borçlular açısından
haczedilmezlikten feragatin önemini ve riskini bir kat daha artırmaktadır(3).
* Dr., Marmara Üniversitesi, İİBF, Maliye Bölümü, Öğretim Üyesi
(1)
Baki KURU - Ramazan ARSLAN - Ejder YILMAZ, İcra İflas Hukuku, s.
302
(2)
KURU – ARSLAN – YILMAZ, age, s. 304
(3)
Veysi SEVİĞ, “Haczedilemezlikten Feragat”, Referans, 06.02.2010
Son Güncelleme (Pazartesi, 29 Mart 2010 21:27)
| İlişkili Diğer İçerikler: |
|---|
|




